23 Haziran 2015 Salı

Hollanda Köşesi #2 Sevimli İkiz Ayıcıklara İsim



Rotterdam'daki Blijdorp Hayvanat Bahçesi'nde bu sevimli ayıcıklar dünyaya gelmiş. Ben de fotoğraflarını yeni görüyorum bu arada :) Jeroen benden bir yardım istediğini söyledi, bu ikizlere isim aranıyormuş. Mükemmel ve orjinal isimleri bulana bir yıl hayvanat bahçesini ücretsiz ziyaret etme ödülü verilecekmiş. Ben de başladım isim arayışına.. Aklıma ilk gelenleri saydım:

Leo & Angel

Jessie & Alby

Eva & Amon

Exclusive & Amor

Alexia

Juliana...


Daha fazla düşünüyordum ki Jeroen kararını verdi.

Leo ve Angel ...

Bu isimleri gönderdi :) Hem mükemmel hem kısa olduğunu söyledi :) Benim de aklıma yattı sonradan ama ne yalan söyleyeyim daha önceden fotoğraflarını görseydim bunları önermezdim, ben küçük kahverengi ayıcıklar olarak düşünmüştüm onları :))

Tabii Guus & Amy i de gönderdi, insan bu kadar mı yaratıcı olamaz diye düşünmekten alamadım kendimi.Ah ah kimlerle uğraşıyorum ben... Amy; Jeroen'un kocaman gözlü, tembel, sevgi delisi ama tatlı mı tatlı köpeğinin adı. Guus ise Amy'nin mahalledeki büyük aşkı. Jeroen'a takıldım ben de hemen '' Bütün düşünebildiğin bu mu?'' diye, kopyacı :) O da '' Ayılara isim koyma işini ancak kızlar mükemmel bir şekilde yapabilir. O yüzden senden yardım istedim'' dedi.

E haklı :))

Çok fazla hayvanım oldu: kaplumbağalarım, civcivlerim, kuşlarım, köpeklerim, kedilerim, balıklarım... Ama ilk defa ikiz ayılar için isim buldum. Çok ilginç bir tecrübeydi.

Cuma günü sonuçlar açıklanacakmış. Jeroen bir şansı olduğunu düşünüyor ama ben çok da emin değilim. Haberlerden birazcık olan Felemenkçem ile anladığım kadarıyla 5000'e yakın isim gönderilmiş bu sevimli yavrular için. Oldukça meraktayım. Ne seçilirse seçilsin benim için hep Leo & Angel olarak kalacaklar onu da belirtmeden geçmeyeyim :))



Nasıl bir tatlılık bu? Gidip deli gibi sevesim, öpesim geldi. Mükemmel bir fotoğraf *-*

Bu arada Hayvanat Bahçesi için mükemmel bir site yapılmış. Yavruların fotoğraflarını da oradan aldım. Birçok sevimli videoları da var, gerçekten siteye hayran kaldım. Örnek alınmalı.

Ziyaret etmek isteyen olursa diye linkini hemen buraya bıraktım :) Ben bir bakın derim. Yalnızca fotoğraflar değil videolar da beni benden aldı açıkçası :)

Çok büyük bir hayvanat bahçesi gibi gözüküyor. Fotoğraflara bayıldım.. Bizimkilerle yakından uzaktan ilgisi yok *-* Çok fazla değer verildiği belli, biraz kıskandım mı ne :) Eğer Jeroen kazanırsa ben giderim zaten, ona bırakmam kendisine de söyledim :))

Kazanırsak ödül benim :))

Çok delice bir yazı oldu, farkındayım. Ama önemliydi benim için.


Musmutlu kalın :)) **********



13 Haziran 2015 Cumartesi

Daily Schedule / Bu Aralar Ben


Hepimizi bir tembellik rüzgarı sarsmış durumda. Yaza böyle mi başlanır? diye soruyorum kendime. Yok, ne yaparsam yapayım kendime gelemiyorum Yapmak istediğim o kadar fazla şey var ki... Hiçbirini - evet kesinlikle hiçbirini- yapamadan bütün gün oturup kalıyorum. Bi bakıyorum ki gün geçmiş bitmiş, hatta günler geceler birbirine girmiş. Çok karamsar bir ruh hali içindeyim, çevremdekileri de bunaltıyorum onun da farkındayım. Ama ne yapacağım, nasıl geçecek bilmiyorum

.
Kısaca anlatmak gerekirse, tembelliğin bütün belirtilerini sergiliyorum işte. 

Ne karamsar yazdım dimi, içimi döküyorum ama sadece. Başlarken ''hadi bir silkelenip kendine gelme yazısı olsun bu'' dedim. Yazdıkça açılıyorum.... Yarım bıraktığım, yayınlamadığım o kadar fazla yazı birikti ki.. Keşke içimi dökerek başlasaymışım diye üzülüyorum şimdi. Üstümdeki kara bulutların yok olduğunu hissediyorum yavaş yavaş. Kendime çeki düzen vermenin tam da zamanı geldi. Kaybedecek ufacık bir anım bile yok çünkü hayatımdan. 2-3 hafta önce bir liste yapmıştım, bütün tembellikleri atıp o listeyi uygulamaya geçirmenin zamanı gelmedi mi? 

Listemi paylaşmak istedim. Böylece atladığım şeyler için kendimi daha sıkı bir şekilde azarlayabileceğim, vicdan azabımı büyütebileceğim. Evet evet kendime çok işkence ediyorum, biraz mazoşist olduğumdan şüpheleniyorum :) İyi gelecek şeyler bunlar bana ama, her şey kendi iyiliğim için :)

Sonunda kendimle sohbetime tanık ettim birilerini...Merak etmeyin, kafayı falan yemiyorum :)

Biraz ilgisiz de kaldım, o da yapıyor beni böyle. Jeroen çok fazla meşgul bu aralar, okulu da bitmedi seyahatleri de. 


Keşke gelse buraya diye düşünmüyor değilim, o zaman her şeyin bir anlamı olurdu. Sitem de etmek istemiyorum, o başka bir ülke de yaşıyor ben başka. Birbirinden o kadar farklı hayatlarımız var ki..

O kadar farklı ve o kadar aynıyız ki..

Konudan konuya atlayıp çenemi tutamamaya başladığıma göre kendime geliyorum demek oluyor bu. Depresyon bitiyor mu yoksa? Hemen listemi hazırlamalıyım o zaman :)

1- Yeni bir dizi bulup izlenilecek. Aslında dizi bulundu, yalnızca izlemesi kaldı. Acilen bir diziye sarmalısın. (Vampir Günlükleri ve The Originals sezon finali yaptığından beri çok eksik kaldım)



2- Haftada en az 3 tane film izlenecek ve bloga yazıları yazılacak. Bu senin en sevdiğin iş, tembellik yok. 

3- Wattpad hikayen öksüz kaldı, muhteşem bir bölüm seni bekliyor. Fazla geciktirme de yaz artık tembel teneke. En güzel bölümü bıraktın. Elin gitsin biraz

4- Daha sık müzik dinle. Kendini iyi hissettirecek şeyler yapmaktan kaçınma. Neredeyse 2 haftadır doğru düzgün müzik dinlemedin. Bu sen değilsin, unutma.

5- Diyetini aksatma (elindeki çikolatayı sakince bırak), yürüyüşlerini de. Sabah erkenden kalkıyorsun, yürüyüş için daha iyi bir zaman mı var? Antalya'yı düşün...

6- İngilizce çalış, kelime kutuna her gün birkaç kelime atmayı unutma. Telaffuz ve kalıplarla ilgili alıştırmalar yap. İngilizce dosyanı attığın yerden çıkar, nerede olduğunu bilmiyorsun ama.. İngilizce senin için önemli, hayallerin için önemli.

7- Kartpostallarına biraz daha önem ver. Kutularını düzenle, alışverişini yap. Alınacaklar listesini yapıp bi kenara attın. Al ve kartlarını gönder. Daha iyi hissedeceksin. 

8- Kitap oku. Bu kadar basit ve net.

9- Sözlük çalışmana devam et. Sen kaptın bu işi.

10- En zor kısma geldik. Ders çalış. Bu yaz yapacağın en önemli iş bu. Gününün büyük bir kısmını buna ayırman gerek. Toparlan, bu sınav senin hayallerin, her şeyin.

11- Bloglarına her gün yazı yaz. Yapabilirsin sen bunu, hep yazı bekledin bunun için. Daha ne duruyorsun?

12- Romanın üzerinde çalış, düzenle. Bunu yapmayı da seviyorsun.

13- Flemenkçe'yi asla unutma. Her gün pratik yapıp çalışman lazım. Konuşabilecek duruma gelmek istiyorsun. 

14- Fotoğraf çek. Ne kadar iyi hissettirdiğini biliyorsun. Her gün mutlaka  bir fotoğraf çek.

15- Özel işlerini tamamla.


                                                             ****
Buraya kadar okudunuz mu? Helal olsun size. Belki size de ufak tefek ipuçları verip yardımcı olmuşumdur, ne mutlu olurum. Bu 15 madde benim bütün yazımı oluşturuyor aslında. Sanırım nerden başlayacağımı bilemiyorum. Ders çalışmakla başlıyorum ve hoop öylece kalıyorum. Çok yanlış bir başlangıç yapıyorum değil mi ? Verimli saatlerimi hâlâ çözebilmiş değilim. Aslında ders konusunu çıkarsam geriye kalan 14 madde çok kolay.

Amanın kendime geldim. Bu arada evimizin neşesi küçük bebek Doğa'da geldi. Ben hemen on sevmeye kaçıyorum ve çooook mutlu bir hafta sonu diliyorum :) :* :* :* : * :*



7 Haziran 2015 Pazar

Japonya'dan Gelenler!

Postcrossing'in swap bölümünü çok fazla seviyorum!

Nedir bu postcrossing diyenler için hemen buraya link bıraktım :)

Birbirinden renkli desenli zarflar satın almak, her seferinde ''Türkiye ile ilgili ne gönderebilirim?'' diye düşünmek ve oldukça yaratıcı şeyler bulmak, her girdiğim yerde ''Acaba ne alabilirim swap için?'' diye düşünmek ve gönderdiğimde güzel cevaplar almak... Çok keyifli bir uğraş oluyor benim için, zamanımı ne güzel geçiriyorum :)

Ama posta geldiğinde o zarfları görmenin heyecanını hiçbir şeyle kıyaslayamam tabii. Cuma günü zarfları görünce çığlık atasım geldi. Japonya'dan gelenin büyüklüğü şaşkınlığa uğrattı beni :) Evet dünyanın her yerinden kartpostallar alıyorum ama... Japonya bir başka özel benim için, o kadar içtenler ki.. Zarfı açtığımda pozitif bir enerjiyle karşılaşıyorum zaten, gerçekten her şeyi içlerinden gelerek gönderdikleri çok belli. Burdan çok teşekkür ediyorum onlara, günümü güzelleştirdiler benim :)

Bu aralar çok tembelim, bütün gün hiçbir şey yapmıyorum ama gün öylece geçip gidiyor. O yüzden geç geldi yazı :)


Zarfın büyüklüğü konusunda şaşkına uğradım gerçekten :) İçinden çıkanlar daha fazla şaşırttı beni 






Birkaç tane haritayla karşılaşınca mutluluktan delirdim! Dakikalarca inceledim. Gezip görülebilecek yerleri, en çok da tapınakları gösteriyordu :) 



Japonca bilmediğim için çok üzgünüm şu anda :) haritayı kapatınca gösterdiği yerleri bu şekilde görüyoruz. Hayran kaldım! :) 


İçinden çok güzel pullar, kitap ayracı ve daha bir sürü şey çıktı :)




Kitap ayracı nasıl hoşuma gitti, nasıl hoşuma gitti anlatamam. Düşünsenize, Japonya'dan biri size kitap ayracı yollamış! Sevinçten delirecektim :) Zaten çok istiyordum, üstüne çok hoş bir sürpriz oldu :)


Başka bir harita 




Gelen kartlara özellikle bayıldım :)



Sürekli almak istediğim kartlardan biriydi. Gördüğümde âşık oldum ve aldığım en güzel kartların arasına koydum :)

Paraları güzel bir şekilde çekemedim ama özellikle ortası delik olan çok ilgimi çekti. Henüz inceleyemedim hepsini :) 



Bu, başka birinden gelen bir karttı. Aynı şekilde çok hoşuma gitti. Çok fazla harita gördüm Japonya'yla ilgili :)



Ama favorimi en sona sakladım, zaten ben de en son gördüm. Bu yapıştırmalar için çok teşekkür ederim, âşık oldum !!!

Japonya'yı çok seviyorum, bir daha hissettim bunu :)

Günümü aydınlattığınız için teşekkür ederim...

En güzel kartlar, zarflar sizin posta kutunuzda olsun... 

Sevgiyle kalın :)

4 Haziran 2015 Perşembe

Sözlük Okuyabilmek

Sürekli söyleyip dururlar ''sözlük okuyun, çok yararı olur'' diye. Açıkçası ben şimdiye kadar okumayı hiç düşünmemiştim, hatta çok saçma gelirdi bana. Okuduğum kitapların yeterli geldiğine inanırdım hep. Gel gör ki yazı yazmaya başlayınca işler değişti. Kelime haznem bana çok yetersiz gelmeye başladı ki şimdiye kadar hiç böyle bir şey düşünmemiştim. E bir de kitap yazma çabalarım eklenince sürekli aynı sözcükleri tekrar tekrar kullandığımı hissediyordum. Bütün bu sebepler bir araya gelince ben de aldım elime sözlüğü...



Herkes bana ''deniyorum ama yapamıyorum, çok sıkıcı'' diyordu. Ben de ister istemez bir ön yargı oluşmuştu tabii. Ne yapacağımı bilemeyerek aldım sözlüğü elime, ve ilk sayfadan çok fazla kaptırdım kendimi. Nasıl oldu? diye sormayın, çünkü hiçbir fikrim yok. Ama çalışma yöntemimin bunda etkisi olduğunu söyleyebilirim. Kendimce bu işi daha zevkli hale getirdim. Nasıl mı? 



Sözcüklerin altını renkli kalemlerle çizerek! İlk sayfa da kendimi iyice kaptırıp çok fazla çizmiş olabilirim ama diğer sayfalarda daha normal bir seviyeye çektim kendimi. Tabii elime gelen renkle çizmiyorum altlarını. Önce kelimeleri gruplandırmam gerekiyordu. Bakın nasıl yaptım :))

Turuncu = Kesinlikle kullanmam gereken en yararlı kelimeler

Mavi = Çok fazla kullanmam ben bunu ama çok ilginç geldi, kenarda bi dursun

Yeşil = Ne kadar gereksiz ama çok enteresan geldi, altını çizmeden geçemem

Gri = Biliyorum ama kullanmıyorum. Yahu daha sık kullan

Mor = Özel. Hiçbir gruba girmeyen ama kitaplarımda kullanmak istediğim bazı kalıplar

İlk gün olduğu için 10 sayfa çalışıp bıraktım ama gerçekten çok eğlendim. Her cümleyi yazdığım kitapta kullandığımı hayal edip kendimce cümleler kurdum. Bazıları o kadar hoşuma gitti ki sayfanın üzerine notlar aldım. Öyle korktuğum kadar öldürücü derecede sıkıcı bir şey değilmiş bu iş. Aksine benim çok hoşuma gitti. Sözlüklerime de ısındım zaten nedensiz bir şekilde :) Öylesine almıştım duruyordu kenarda,  yanlış yapıyormuşum. 

Kullanmadığım ne kadar çok kelime varmış. Çalıştıkça daha iyi hissediyorum kendimi. Vicdan azabı duymadım desem yalan olur.

Eğer varsa böyle bir niyetiniz, sakın kimseyi dinlemeyin derim. İşkence etmiyorlar insana sözlük okuyunca :)

Deyimler Sözlüğü ve İmla Kılavuzu ne alaka? diyecek olursanız, ben başladığım işi yarım bırakmam. Onlara da göz gezdirmeyi düşünüyorum. Önümde zaten büyük bir sınav var, ona da hazırlık olacak. Zamanımı boşa harcadığımı düşünmüyorum yani. Aksine ilk defa kendime bu denli faydalı bir şey yaptım, oturup bütün gün yazı yazmaktan usanmayan biri olarak :)) ***

Uzun zamandır bu kadar keyifle ve içimden gelerek yazı yazmamıştım. Sanırım iyi geldi bu blog bana :) 

Biraz daha neşelendireyim kendimi bari, yarın cuma !! 

Erken tatile çıkmış biri olarak bana ne ama , tatil demek Jeroen demek işte :) Onunla birlikte bir hafta sonu demek... Onuncu ayımızı kutlamak demek. 

Çenem iyice açılmadan acilen kapatıp Jeroen'un başını şişirmek için saklamalıyım

Çok çok öpüldünüz :* :))


Devamını Oku »